Dünya İzcilik Teşkilatları Türkiye'de Sadece Türkiye İzcilik Federasyonunu Tanır.
           

 

ÇANAKKALE MİLLİ BİLİNÇ KAMPI

25.03.2010

DEDECİĞİM BEN GELDİM

 

Yorulmak için yollarda, Üşümek için soğukta

Susamak için güneşte, Islanmak için yağmurda

Dedeciğim ben geldim

 

Gece esen rüzgârda fısıltını dinlemek için

Gurubun suya aksinde kanını aramak için

Topraktan yükselen mis gibi kokunu duymak için

Senin torununum orda ruhunu hissetmek için

Karargâha gelip senle çadırımı kurmak için

Dedeciğim ben geldim

 

Yere, dizine koyar gibi koyacağım başımı

Saçını okşar gibi okşayacağım otlarımı

Şafakta, son kahvaltın gibi içeceğim çorbamı

Şehit Hasan gibi saçıma yakacağım kınamı

Yürüyeceğim uçarca yürüdüğün yollarımı

Dedeciğim ben geldim

 

Ağaçlar arasında siluetini görmek için

Tatlı tebessümünü rüyalarımda görmek için

Yolunda yürüyeceğime sana söz vermek için

Vatanıma hizmet edeceğimi söylemek için

Ben seni çok seviyorum diyebilmek için

Dedeciğim Ben Geldim

 

Hasan D. SUBAŞI

 

25 Nisan 57. Alayın Günüdür.

 

Çanakkale savaşında Kara Muharebelerinin başladığı ilk gün 25 Nisandır.

Anzakların bu günde çıkartma yaptıkları ve çok az sayıda askerimiz bulunan Conkbayırı'nın zirvesine geldikleri doğrudur. Eğer Conkbayırı'nı ele geçirselerdi savaşın seyrini de değiştirebilirlerdi.

Ancak öyle olmadı. Conkbayırı'nın zirvesine yaklaştıklarında üstlerine aslanlar gibi atlayan bir alay ile karşılaştılar ve kilometrelerce geri püskürtüldüler. 57. Alayın tamamı şehit olmuştu. Ancak onlar şehit olana kadar geçen sürede Conkbayırı Türk askeri ile dolmuştu.

 

Çanakkale savaşlarında her günün, her yerin ayrı bir destanı vardır. İşte kara savaşlarının ilk destanı savaşın ilk günü 57. Alay tarafından Conkbayırı'nda yazılıyordu. Bu yüzden 25 Nisan Anzak günü değil 57. Alay günüdür.

Türkiye İzcilik Federasyonu İzcileri de 57. Alayı unutmaz ve onların anısına her yıl onların yaptıklarını yapar.

Günlerce önce 57. Alayın bir zamanlar karargâhı olan alana gelen izciler burada kamp kurarlar.

Aynı dedeleri gibi.

Asker gibi eğitimler yapar, yürüyüş çalışır, aynı dedeleri gibi.

23 Nisanda resmi geçit düzenler, 24 Nisanda Abidedeki uluslar arası törenlere katılır, resmi geçitte yürürler.

24 Nisan akşamı bir araya toplanırlar, dedeleri için marşlar söylerler. Otları sımsıkı tutarlar ve bir ağızdan söylerler. “Ot değil onlar dedenin saçları”

Her ilden bir izci o gece, Bigalı köyündeki esas karargâha gider, Her ilden birer izci ilk kurşunu sıkan 27. Alaydaki dedelerinin bulunduğu yere yani Balıkçı damlarına gider. Her ilden bir izci 57. Ve 27. Alayın beraber yattıkları şehitliğe, 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Beyin mezarı yanına gider ve orada geceler. Diğer bütün izciler ise Kocadere yakınlarındaki yürüyüş başlangıç noktasında yerlerini alır.

O gece dedesinin dizine koyar gibi koyar başını izciler toprağa. O gece görmek ister onları düşünde.

 

25 Nisan sabahı kalkarlar, aynı dedelerinin Anzak çıkartmasından dolayı artan top seslerine uyandıkları gibi.

Dedelerinin yaptığı gibi asker çorbası içerler, hamur kızartması yerler.

Kınalı Hasan gibi hepsi saçlarına kına yakar. Başlarına O döneme ait asker başlığını giyer, eline Türk bayrağını alır ve yürür. Nereden mi? Aynı dedelerinin geçtiği yoldan. 57. Alayın yürüdüğü patikadan.

Kuş olurlar patikaları tırmanırken. Adeta uçarcasına yükselirler zirvelere doğru.

57. Alayın son kez dinlendiği yere geldiklerinde hep bir ağızdan söylerler.

 

CENK MARŞI

Kar demeyip sel demeyip aşmalı,

Bir cepheden bir cepheye koşmalı,

Sendeki coşkunluğa el şaşmalı,

Kahraman askerim uğurlar ola.

 

Haydi, git aslanım açıktır yolun,

Zalimlere karşı bükülmez kolun,

Süngünü tak ön safa geçmiş bulun,

Kahraman askerim uğurlar ola.

 

Eşele bir toprağı örten karı,

Ot değil onlar dedenin saçları,

Dinle Şehit sesleridir rüzgârı

Kahraman askerim uğurlar ola.

 

Haydi, git aslanım açıktır yolun,

Zalimlere karşı bükülmez kolun,

Bayrağı çek ön safa geçmiş bulun,

Kahraman askerim uğurlar ola.

 

Bir sürüden arkaya kalmış yiğit,

Arkadaşın gitti haydi sen de git.

Bak ne diyor cedd-i şehidin işit.

Kahraman askerim uğurlar ola.

 

Haydi, git aslanım açıktır yolun,

Zalimlere karşı bükülmez kolun,

Süngünü tak ön safa geçmiş bulun,

Kahraman askerim uğurlar ola.

“M. Akif ERSOY”

 

 

Zirvede Yenizelanda anıtının etrafından dönerler. Tabii Yenizelandalılar'ın da. Burada Bulunan Atatürk Heykeli yanında düzenlenen törenlere katılırlar.

O gün Conkbayırı, Yenizelanda anıtı ve Atatürk heykelinin etrafı Türk İzcilerle dolar taşar. Bir keresinde Yabancı bir Başbakan, Çevre ve Orman Bakanımızdan “Gelibolu'nun uluslar arası topraklar ilan edilmesini” istemişti. O sırada izciler ordaydı. Bu kadar izciyi görünce yutkunarak söylemişti o sözleri. Ve yuttu da.

Conkbayırı'ndan inmeye başladıklarında artık dedelerinin şehit oldukları alana girmişlerdir. Uygun adım yürürler. Yürüyüş kararı sayarlar. “Her şey vatan için”, Türk öğün, çalış, güven”, Her Türk Asker Doğar”

Yokuşu iniş kısacık sürmüştür. Oysa tam 15 km yürümüştür küçücük bedenler. Öndekiler sığabildiği kadar doldurur 57. alay şehitliğini. Sonradan gelenler çepeçevre sarar şehitliği. İzcilerimiz bu şehitliğe sığmaz ve bir kısmı Gerçek şehitliği doldurur. Onlar için önde ve görüntüde olmak önemli değildir. Onlar için önemli olan bastığı toprakları vatan yapan dedeleridir. Ve tören başlar. Tören boyunca izciler bayraklarını sallar. Yüksek sesle mehtere eşlik eder. Aynı mehter gibi söylerler. Binlerce yürek bir ağızdan bağırır ve ellerindeki binlerce bayrak ileri doğru sallanır. Çünkü ağızlardan gökyüzüne tek bir ses çıkmaktadır. “Salla bayrağı düşman üstüne…” Yıllar sonra aynı alan mehter ile beraber izcilerin sesi ile çınlar Allah, Allah, Allah… Aynı dedeleri gibi.

 

Tören biter ve kamp alanına doğru inişe başlanır. Artık ses çıkmamaktadır. İzcilerde sadece düşünceli bir hal vardır. Ve 20 km lik yolun sonunda yoruldum diyen kimseye rastlanmaz.

Bir daha, bir daha gelmek üzere söz verir onlar ve ayrılır.

El öpmeye gelen bayram çocukları gibi sıraya girmiş yürür izciler “Dedeciğim Ben Geldim” diye bağırır. Acaba o dedeler, o ölümsüz olduğuna inandığımız şehit dedeler torunlarına ne verir? Onları göremediğimiz gibi verdiklerini de göremeyiz. Ama ruhumuzda hissettiğimiz duygular, bizi buraya mıknatıs gibi çeken kuvvet bir şeyler aldığımızın habercisidir.

İşte 57. Alay yürüyüşü sırasında dedesinin kabrini bulan genç bir liderin hemen oracıkta yazdığı bir şiir.

 

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Çanakkale kampına geldiğim günden beri

Dün 57. Alaya gittik anne 4 kilometre dedi sadece 4 Kütahya'nın lideri

Ne yalan söyleyeyim inanamadım anne, sabaha dek ağrıdı vücudumun her yeri

Ot bile bitmemiş içinde anne, hala ilk günkü gibi duruyor siperleri

Duysan inanamazsın gördüğüme soğuk mermer üstüne yazılmış dedem

Süleyman oğlu Mehmet Balıkesir Erleri

Bana anlatırdın ya babaannemin hep kınalıymış elleri

Daha bir aylık evliyken ayırmış onları seferberlik günleri

Her ay kınasını yenilermiş ninem, el ayak kınalı geçmiş günleri

Dönmemiş hayat arkadaşı geri

Benim de bekleyenim olacak mı anne onun da kınalı elleri.

Kızma ama anne ben anladım artık kim ileri kim geri

Hani anadan geçilir yardan geçilmez demiş ya birileri

Yalan söylemişler anne yalan, Vatan ileri imiş vatan ileri

Anadan geçilir, yardan geçilir, Çanakkale geçilmez anne

Çünkü hala nöbette 57. Alay erleri.

23/04/2008

Celal Yıldız.

 

Evet, siz de göreceksiniz ki 57. alay erleri hala nöbette ve sizde göreceksiniz ki onlar sizsiniz.

H. Subaşı

 













CİNNAH CADDESİ 62/10   ÇANKAYA / ANKARA
TELEFONLAR : 0 312 441 59 00 - 01 - 02 FAKS : 0 312 441 59 03 Info:
tif_bim@tif.org.tr