Dünya İzcilik Teşkilatları Türkiye'de Sadece Türkiye İzcilik Federasyonunu tanır.
  Tifhaber
  Başvuru/İrtibat
  Contact
  Webmail
  Tif Otomasyon
  Yönetim Kurulu
  And ve Türe
  Yönetmelik/Yönerge
  Disiplin
  Arma ve İşaretler
  Üniforma
  Kulüpler
  Atatürk ve İzcilik
  Tesislerimiz
     
  İzcilik Kitapları
  Formlar
  Makaleler
  Teknik Bilgiler
  Kamp/Çadır
  Soru - Cevap
     
 
 
ÇADIRDA YAŞAMA KLAVUZU
 

 

İnsanlar bir işi yaparken düşük ihtimalleri göz önünde bulundurmazlar. Evlerini yaparken, büyük dalga, sel, fırtına, deprem gibi az yaşanacak tabiat olaylarını dikkate almazlar. Uzun yıllar mutlu da yaşarlar evlerinde, çünkü dikkate almadıkları sağlamlaştırmalar için para ödememiş, belki de bu parayla araba satın alıp rahat etmişlerdir. Yukarıda saydıklarımız, yani afetler ise çok ender olur nasıl olsa. Pekiyi ya olursa...

İşte Gölcük, İşte Düzce... Bunları yaşayalı çok olmadı. Ben buraya yazıyorum, sizler de göreceksiniz ki, en çok 5 yıl sonra o bölgelerdeki insanlar, önce yaptıkları hataları tekrar yapmaya devam edeceklerdir. Çünkü çıkar, ölümü bile göz ardı edebilecek bir hastalıktır.

Bir çok insan şu ya da bu nedenle çadırda kalmışlardır. Bu genellikle tatil amaçlı olmuştur. Kampa giden insanlar da fırtına, sel, sağanak yağış ihtimallerini görmezden gelirler. Manzarası çok güzel bir yere çadır kurmak onlar için daha iyidir. Çünkü, nasıl olsa sel, “Benim burada olduğum zaman olmaz.” Diye düşünür. Ve en büyük yanlışı da yapar.

Biz izciler tecrübenin vermiş olduğu bilgiler ile, tabiatta yaşanabilecek her türlü olayı hesap eder ona göre davranırız. Biz kamp yerimizi de buna göre titizlikle seçeriz.
Çünkü bir çok hata yaparak öğrendik neyi yapmamız ve neyi yapmamamız gerektiğini. Biz biliriz ki, 6 gün güzel manzara seyredilebilecek kamp yeri, yedinci gün insan hayatına mâl olabilir.
Biz izciler, ihtimalleri şansa bırakmaz, olacakmış gibi değerlendiririz. Kamp yerimizi seçerken de en uygun yeri ararız, en güzeli değil.
İyi seçilmiş bir kamp yeri, kampta yaşanabilecek problemlerin çoğunu daha baştan ortadan kaldırmak demektir.

İnsanların geçmişteki hayat tarzlarını anlamak ve bunları uygulamak zamanımızda da mümkündür. Söz gelişi elinizde kap kacak olmadan yemek pişirin desek, bir müddet düşündükten ve tecrübeden sonra bunu yapabilirsiniz, üstelik aynı eski insanlar gibi. Bazı bilgilerin ve yeteneklerin kalıtımsal olarak gelecek kuşaklara iletildiği bir gerçektir.

Bu konudan şu noktaya gelmek istiyoruz. Bizler yakın tarihimize kadar çadırda yaşamayı sanat olarak görmüşüz. Hala aynı eski dönemlerde olduğu gibi çadır ile yaylalara çıkan vatandaşlarımız var. Bu çadırlı zamanlarımızın yakın olması kalıtımla geçen bilgilerin bize uzak olmadığını ve bizim bu hayat tarzına daha kolay uyum sağlayabileceğimizi gösterir. Kısa bir tecrübe bunun için yeterlidir.
Tecrübelerle kazanılmış bilgiler güzeldir ve kalıcıdır ama bunu uygulamak için zaman lazımdır. Bir çoğumuzun böyle bir zamanı yok bu yüzden biz, sizlere çadırda yaşama konusunda kendi tecrübelerimizi aktarmak istiyoruz.

Çadır Seçimi:
Çadır kalıcı bir yerleşim mekânı değildir. Bunun bilincinde olarak çadırımızı seçmeliyiz.
Çadırlar, Çift tenteli, Tek tenteli olmak üzere başlıca iki gruba ayrılır.
Tek tenteli çadırların tek avantajı hafif ve kolay taşınır olmasıdır. Ayrıca bu çadırlar uzun süreli kullanım için uygun değildir. Yağışı içeri kolayca geçirir ve insanların nefeslerinin bile çadırda rutubet yapmasına sebep olurlar.
Çift tenteli çadırlar diğerlerine nazaran daha geniş bir kullanım alanına sahiptir.
İki tente arasında kalan boşluk çadırınızın içini sıcak havalarda serin soğuk havalarda sıcak tutar. Ayrıca yağışlarda daha iyi bir koruma sağlar ve rutubete mani olur.
Çadırın boyutları da önemlidir. Çok dikiş ve çok büyük boyutlar, çadırın çok su geçirmesi ve çok rüzgar tutup yırtılması ya da uçması demektir.
Aylarca aynı yerde kalacak çadır için küçücük boyutlar seçmek, seyyar kurulacak kamplarda da devasa boyutlu çadırları kurmak büyük eziyet olur.
Acil durumlarda değil çadır seçmek, bulmak bile problem olabilir. Böyle durumlarda bulunan ile yetinmek gerekir. Ama yukarda bahsettiğimiz konular ışığında her durum için gerekli malzemeler alınıp bir kenarda saklanmalıdır.
Bulduğunuz çadır ile yetinmek zorundaysanız, çadırınız ne olursa olsun rahat etmek için yapmanız gereken işler vardır.
Bu işlerin başında çadırınız için yer seçmek gerekir.
İyi seçilmiş bir çadır yeri, çadırın dezavantajlarını da ortadan kaldırabilir.

Çadır Yeri Seçimi:
Afetlerde çadır kuracağınız yeri seçmek için genellikle fazla şansınız yoktur. Bunun için bulduğunuzla yetinmelisiniz ama bulduklarınız arasında tercih yapma şansınız olabilir. O zaman aşağıdaki maddelerden en uygun olanların bir arada olmasını tercih etmelisiniz. Başında * işareti olanlar çok önemli maddelerdir bu maddeler olmazsa olmaz unutmayın.
*Çadır ve ya çadır kent kuracağınız alan içme ve kullanma suları açısından zengin olmalıdır.
*Her türlü yardımın kolay ulaşabilmesi için yollara yakın olmalıdır.
*Deprem ve rüzgâr esnasında üstünüze yıkılabilecek, bina, duvar ve direklerden uzak olmalıdır.
*Yakacak temin edilebilecek bir yerde olmalıdır.
*Kamp yeri asla dümdüz olmamalıdır. Arazi suyun akıp gitmesine müsaade edecek tarzda hafif eğimli olmalıdır.
*Yukarıdan sel gelebilecek bir tepenin eteğinde olmamalıdır.
*Şiddetli rüzgârlara açık bir alanda olmamalıdır.
Çok kar yağışı alan bölgelerde rüzgâr almayan noktalar seçilmemelidir. Böyle yerlerde rüzgârın getirdiği kar çadırları tamamen örter.
*Çukur alanlar ve vadi tabanları seçilmemelidir.
Bir ormanın kenarı çadır kent için uygun ortamlardan sayılabilir.
Kamp alanınız ana yollara çok yakın olmamalıdır.

İlk anda:
Barınak bulamayabilirsiniz. Size yardım ulaşması 15-20 günü bulabilir.
Bulabildiğiniz her şeyi barınak için kullanmalısınız. Deprem gibi afetlerde elinize geçen her şeyi kullanın. Naylonlar, brandalar, battaniyeler, perdeler, geçici bir barınak yapmak için ideal malzemelerdir. Çatı eğimini dik tutarsanız su geçiren örtülerin bile iyi birer tente olduğunu görürsünüz.
Çatıyı örttüğünüz gibi barınağınızın zeminini de yalıtmalısınız. Bulabilirseniz branda, bulamazsanız naylonlar ile topraktan kendinizi yalıtın.
Gazete kâğıtları ve mukavva gibi malzemeleri de yalıtımda kullanabilirsiniz. Bu malzemeleri direk suyla karşılaştırmayın. Rutubetlenmemelidirler.
Bina enkazlarında mobilya, kiremit altındaki tahtalar gibi bir çok malzemeyi yakacak olarak kullanabilirsiniz.

YARDIM GELDİKTEN SONRA

Çadırın kurulması:
Çadır kuracağınız alanı mümkün olduğu kadar otlar, taşlar ve tümseklerden temizleyip, düzenleyin.
Önce çadırın tüm malzemelerini önünüze dökün.
Malzemelerin neler olduğuna dikkat edin.
Çadırı yere yayın, ancak dikkat edin kapı tarafı, yöredeki hakim rüzgarlara bakmasın.
Büyük direkleri çadır yerde yatarken takın.
Çift tenteli çadırlarda her iki tenteyi de üst üste getirin.
Direklerin üst kısmına gelecek ve yağmuru direklerden içeri geçirmeyecek olan babaları takın.
Direklerden tutarak çadırı dikin.
Varsa, kenar direklerini takıp gerdirin.
Kazıkları yere 45 derecelik açıyla çakın.

Köşelere denk gelen yerde kazıkları, çadır köşesinin çaprazında çakın.
Çadırların iplerini çadıra ve kazığa takarak gerdirin
Çadırın yere düz sarkan eteklerini yere tam 90 derece geldikten sonra hafifçe içe doğru çekmekte fayda vardır.

Eteklerin yere değen kısımlarını çadırın içine doğru bükün.
Çadırın tabanında yere sereceğiniz brandayı bu içe büktüğünüz kısmın üstüne çektirin.
Çadırın tabanına sereceğiniz branda bez değil naylon olmalı ki, su ve rutubeti içeri vermesin.
Branda bulunamazsa tabana naylonlar serilmelidir.

RUTUBET
Çadır içindeki rutubet sağlık açısından zararlıdır. Uzun süre böyle bir ortamda kalan sağlıklı insanlar bile hastalanabilir. Özellikle astımlı hastaların bulunmaması gereken ortamlardan biridir.
Rutubeti hissettiğinizde sobanızı yakmak, yanıyorsa biraz daha canlandırmak gerekir.

DİKKAT
Çadırın tavan kısmı ile fazla uğraşılmamalıdır, dengesi bozulursa yağışı içeri geçirebilir.
Kışın çadırda yaşamak dikkat ister, dışarı sık, sık çıkmamak için, yapacağınız işleri plânlayıp birkaç işi bir kerede yapmaya çalışın.
Havanın güzel olduğu zamanlar çadırınızı havalandırın.
Sık, sık iplerinizi kontrol edin, gevşek ipleri gerin.
Her an yağmur yağacakmış ve fırtına çıkabilecekmiş gibi hazır bulunun.
Çadırın içinden tenteye değecek bir malzeme olup olmadığını kontrol edin.
Çadır tentesi, ipleri, fermuar ve düğmeleri hassastır çabuk yıpranır. Bunun için nazik kullanılmalıdır. Çadıra fermuar diktirmek çok zor bir iştir. Çadırı söküp çadırcıya götürmeyi göze alabilecek misiniz.
Hava çok soğuk ise çadırda kalanların nöbetleşe olarak, sobayı devamlı yakması gerekir.
Geceyi, karlı, yağmurlu günleri düşünerek havanın açık olduğu zamanlar yakacak toplayın. Yakacaklarınızı çadırın kenarında, bir naylonun altında biriktirin.
Soğuğun çoğunun yerden geldiğini unutmayın. Altınıza yaydığınız battaniye sayısı üstünüze aldığınızdan fazla olmalıdır.
Çadır içi dar bir alandır. Elbiseler, yatak, yorgan çok çabuk rutubetlenir ve kokar. Bunları hava soğuk da olsa her güneşli havada çıkarıp yayarak güneşlendirin.

ISITMA
Mecbur kalınmadığı taktirde çadır içinde ateş yakılmamalıdır.
Mecbur iseniz;
Sobayı, çadırın en yüksek noktasının altına kurun.
Soba borularına fazla dirsek koymadan, tentelere yaklaştırmadan kullanmaya çalışınız.
Çadırda çok boru çok problemdir. Zaten dar olan alanda dolaşırken çarpma tehlikesi de vardır.
Sobayı kuracağınız noktada, zeminde yangına karşı yalıtım yapın, kıvılcımın sıçrayamayacağı genişçe bir alanı yanıcı maddelerden temizledikten sonra sobanızı kurun.
Çadır içindeki ısıyı yükseltmek için sobayı, hızlı olarak yakmayın ısı zaten kaybolacaktır. En iyi yakış tarzı az ve devamlı yakmaktır.
İçerideki ısının aynı kalmasına özen gösterin arka arkaya gelen sıcak ve soğuktansa devamlı ılık bir çadır daha iyidir. Bu sayede çadırda yaşayanların hastalanmamasını da sağlamış olursunuz.
Katalitik ve tüplü ısıtıcılar yanarken uyumayın. Buna özellikle dikkat edin, tüplü ısıtıcılar çadırda da tehlikelidir.
Yanan sobanın yakınında tüp bulundurmayın.
Çadırda kalabalık yaşıyorsanız gece gündüz sıra ile bir kişinin uyanık olarak nöbet beklemesini sağlayınız. Bu sayede çok soğuk havalarda sobanızı devamlı yakabilirsiniz, sobanızın doğuracağı tehlikelere mani olabilirsiniz. Söz gelişi uyuyan birinin ayağının çarpması yangına sebep olabilir.
Soba seçerken katalitik değil basit odun sobalarını tercih edin. Katalitik ve tüplü ısıtıcılar çadırdaki rutubeti arttırır. Oysa odun sobaları rutubeti giderir ve bu tür sobalarda bir çok malzemeyi yakacak olarak kullanabilirsiniz.

Yangına karşı dikkat:
Büyükşehirlerde yaşamak, soba ve ateşin yangına sebep olabileceğini çoğumuza unutturdu. Kalorifer elbiselerimizi tutuşturmaz, mermer sehpa üstünde devrilen mum da yangına sebep olmaz. Oysa çadırda devrilen mum, sobanın karşısında unutulan elbiseler büyük bir yangına yol açabilir.
Unutmayın, naylonlu kumaştan yapılmış çadırlar bez olanlara nazaran çok daha çabuk tutuşur ve yanar.
Bir naylon brandalı çadır tutuşursa içinden çıkmak için çok az zamanınız vardır. Hiçbir eşya almadan çadırdan çıkın.
Tutuşmuş çadırı yere yıkmadan söndüremezsiniz, önce iplerini çözüp yere yıkın sonra söndürün. İpleri çözmek zorsa hemen kesin.
Çadır civarında mutlaka söndürme suyu bulundurun.

Yağmur
Çadırınızın dış tentesi yok ise naylondan bir örtü ile kaplayabilirsiniz. Ancak çadırın üstüne örttüğünüz naylon hiçbir şekilde tenteye değmemelidir. Rüzgâr, güneş, kar ve yağmurdan etkilenip gevşeyecek böyle bir örtünün tenteye değmemesi için arada yeteri kadar boşluk bulunmalıdır.
Su hendeklerinizi sık, sık kontrol edin. Tek katlı çadırlara gelecek yağışlı havaları düşünerek önceden bir tente hazırlamak daha iyidir.
Çift tenteli çadırdaysanız iç ve dış tentelerin birbirine değip değmediğini kontrol edin.
Çadırın içinden tenteye değen hiçbir şey olmasın. Tenteye içerden değen her şey suyu çadıra alır.
Çadırın tamamen su geçirmez olması düşünülemez, her çadır eskidikçe su geçirir. Bunu düşünerek içeri giren suları kurutmak için kurulama bezlerinizi önceden hazır edin.
Çadırın tavanından damlayacak su çok önemli değildir. Önemli olan çadırın tabanından su almaması, yani dışardan gelen sel sularını almamasıdır.

Deprem Bölgelerinden İzlenimler.
Kızılay'ın ünlü mahruti (Konik) tip çadırları ilk depremde büyük eleştiriler almıştı. Özellikle su geçirdiği söylenerek bu çadırlar yerden yere vurulmuştu.
Bu halkımızın da basın mensuplarının da çadırdan anlamadığını gösteriyordu.
Gönderilmiş yırtık çadırlar eleştirilmeliydi ama “Mahruti Çadır su geçiriyor” demek kadar saçmalık olamazdı. Çünkü bu tip çadır dünyanın her yerinde hâlâ kullanılmaktadır. Bu çadırlardaki eğim, tentesi ne olursa olsun suyu içeri almaz.
Yanlış yere kurulmasından dolayı, alttan su girmesi bu çadırların su geçirdiğini göstermiyordu. Her çadır bu durumda su geçirirdi. Bu olay çadır kurulması gereken yerlerin bilinmediğinin ve bilmeyenlerin cahilane yaygarasından ibaretti.
Yine Kızılay'ın mühendis tipi çadırları da beğenilmedi. Oysa bu gün kış şartlarında bile bunların başarılı olduğu görülüyor. Çadır tipinin beğenilmemesi ile ateş altına alınan Kızılay gerekeni yaptı ve aceleyle yeni çadırlar üretti. Rutubet pencereleri açmayı unuttu, büyük çadırlara fermuar koydu. Tentelerin kumaşlarını soğuk havada test etmedi. Şimdi depremzedeler, yırtılmış tenteli kapısı açık çadırlarda ve rutubet içindeler. Hiç kimse düşünmedi. Önceki depremlerdeki afetzedeler Mahruti çadırlarda üstelik daha kötü hava şartlarında yaşayabilmişlerdi. Şimdi ne değişmişti ki bu çadırlara saldırılmıştı.
İki küçük olayı nakletmek istiyorum.
Bir genç kızın çoraplarının yandığını gördük ve nasıl olduğunu sorduk.
“Ben ayak parmaklarım üşüdüğünde kalorifer radyatörlerinin arasına sokar ısıtırdım. Sabanın ön kapağından içeri soktum yandı.” Dedi.
Bir başka kızımız ise Sobanın küllerini naylon torbaya koyup torbayı da ahşap zemin üstüne bıraktı. Ona hiç kimse küllerin arasında kor olabileceğini, bunun torbayı, torbanın da ahşap zemini yakabileceğini söylememişti. Böyle bir ortamı daha önce görmemişti.
Çocuk ve gençlerimiz, özellikle doğal gaz ve kalorifer çocuklarının çadırlarda ateşe son derece dikkat etmeleri gerekmektedir.
Bütün bilgiler pratik yapıldığı zaman gerçekten öğrenilmiş olur.
Yukarıda yazdıklarımızı fırsat bulunca pratik olarak denemeye çalışmalısınız. Önceden tecrübe edilmiş bilgi sahibi olmak, kötü durumlarla karşılaşıldığında paniği önler, soğuk kanlı olmanızı sağlar.
Bunları öğrenmek için fırsatınız yok mu?
İyisi mi siz gelin izci olun.


 

Ana Sayfa | Tifhaber | Başvuru/İrtibat
| e-Mail |
Basında TİF | Logo/Amblemler
And-Türe | Yönetmelik/Yönerge | Disiplin | Arma ve İşaretler | Üniforma | Kulüpler
İzcinin El Kitabı | Formlar | Makaleler | Teknik Bilgiler | Kamp Malzemeleri | Soru - Cevap
Yönetim Kurulu

© Copyright 2006  
TÜRKİYE İZCİLİK FEDERASYONU
CİNNAH CADDESİ 62/10   ÇANKAYA / ANKARA
TELEFONLAR : 0 312 441 59 00 - 441 59 01 - 441 59 02
FAKS 0 312 441 59 03
Info: webmaster@tif.org.tr
T.C. Başbakanlık T.C. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Türkiye İzcilik Federasyonu İstanbul Büyükşehir Belediyesi T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Ana Sayfa